PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Halk Edebiyatı Nazım Tür ve Şekilleri


General
25.04.07, 20:31
HALK EDEBİYATI NAZIM ŞEKİLLERİ

Halk edebiyatında nazım birimi genellikle dörtlüktür. İkili, üçlü, beşli ya da daha fazla sayıda olanların da kullanıldığı görülmüştür. Ancak bunlar çoğunluğu teşkil etmez. Halk edebiyatı nazım şekilleri, söyleyen kişiye göre Anonim Halk Edebiyatı, Aşık Edebiyatı ve Tekke Edebiyatı nazım şekilleri olarak üçe ayrılır.



1.ANONİM HALK EDEB.NAZIM ŞEK.
-Mâni
-Ninni
-Türkü



2.AŞIK EDEBİYATI NAZIM ŞEKİLLERİ
-Koşma
-Semâi
-Varsagı
-Destan
-Koçaklama
-Güzelleme
-Taşlama
-Ağıt



3.TEKKE-TASAVVUF EDEB.NAZ.TÜR.
-İlahi
-Nefes
-Nutuk
-Devriye
-Şathiyye







1.ANONİM HALK EDEB.NAZIM ŞEK.
-Mâni
-Ninni
-Türkü


MÂNİ


Maniler hecenin yedili kalıbı ile söylenir. Bir dörtlükten oluşur. Kafiye düzeni aaxa şeklindedir. Manide ilk iki dize, kendinden sonra gelen ve asıl maksadı anlatacak olanlardan ayrılır. Manilerde konu sınırı yoktur. Aşk, toplum olayları, ölüm, iyilikler, evlat sevgisi...
Mani'nin kesik mani, yedekli mani, cinaslı mani gibi türleri vardır.

Örnek :

Dere boyu saz olur
Gül açılır yaz olur
Ben yarime gül demem
Gülün ömrü az olur



NİNNİ


Annenin çocuğunu uyutmak için belli bir ezgiyle söylediği sözlü edebiyat ürünleridir. Anne çocuğuna ilişkin isteklerini, iyi dileklerini, kendi sevincini, üzüntülerini anlatır. Ninni tek veya birden fazla dörtlükten oluşabilir. 7, 8 ve 9'lu hece ölçüsü ile söylenir. Genellikle dört mısra kendi arasında kafiyelidir.
Dandini dandini dasdana
Danalar girmiş bostana
Kov bostancı danayı
Yemesin lahanayı
Lahanayı yemez kökünü yer

Benim oğlum lokum şekeri yer
Uyusun da büyüsün ninni
Tıpış tıpış yürüsün ninni



Bir kişinin ölümünden duyulan acı ifade edilir. Dörtlükler halindedir.
abab, cccb, dddb şeklinde kafiyelenir.
Ağıtlar belli bir ezgiyle söylenir. Ağıtın İslam öncesi Türk edebiyatındaki karşılığı sagudur. Divan edebiyatında da mersiyeler aynı amaçla söylenen şiirlerdir.



TÜRKÜ


Anonim halk şiiri nazım biçimidir. Söyleyeni belli olan Türküler de vardır. Türkü, yapısı yönünden iki bölümden oluşur. Birinci bölüm türkünün asıl sözlerinin bulunduğu bölümdür. Buna bent adı verilir. İkinci bölüm ise her bendin sonunda tekrarlanan nakarattır. Buna kavuştak ya da bağlama denir.
Türküler 8'li (4+4=8) veya 11'li (4+4+3=11) hece ölçüsü ile söylenir. Aşk, tabiat, sevgi ve güzellik konuları işlenir. Türkülerin konusu ve şekil yapısı devirden devire ve çevreden çevreye değişir.



2.AŞIK EDEBİYATI NAZIM ŞEKİLLERİ-Koşma
-Semâi
-Varsagı
-Destan
-Koçaklama
-Güzelleme
-Taşlama

-Ağıt


KOŞMA


Halk edebiyatı nazım şekillerinin en çok kullanılan türüdür. Genel olarak on birli hece ölçüsüyle söylenir. (6+5) ya da (4+4+3) duraklıdır. Dize kümelenişi bakımından dörtlükler halindedir. Dörtlük sayısı en az üçtür, on ikiden de yukarıya çıkamaz. Son parçada ozanın adı yer alır. Kafiye düzeni abab, cccb, dddb... şeklindedir.
Sevgi, doğa, türlü acılar, insanlık sevgisi, yiğitlik gibi konular işlenir.


Koşmalar genellikle; doğa ve insan sevgisini içeriyorsa güzelleme, yiğitlikten söz ediyorsa koçaklama, şahısların ve toplumun kötü yönlerini tenkit ediyorsa taşlama adını alır. Koşmalar ait olduğu şiir türü bakımından çoğunlukla liriktir.
Koşma türleri:
-Koçaklama
-Güzelleme
-Taşlama
-Ağıt

Keklik gibi taştan taşa sekerek

Gerdan açıp gelişini sevdiğim
Sağa sola taksim etmiş örgüsün
Onar onar bölüşünü sevdiğim

On altıya karar verdim yaşını
Yenice sevdaya salmış başını
El yanında yıkar gider kaşını
Tenhalarda gülüşünü sevdiğim

Sarardı gül benzim soldu diyerek
Hasret kıyamete kaldı diyerek
Hani Ruhsatî de noldu diyerek
Arayıp da buluşunu sevdiğim


(Ruhsatî)



SEMÂİ


Semâi, dize kümelenişi, uyak örgüsü bakımından koşma gibidir. Ondan ayrılan yönleri bestesi, ölçüsü ve dörtlük sayıdır. Semâi genel olarak sekizli hece ölçüsü ile yazılır. Dörtlük sayısı 3 veya 5-6'dır. En güzel semailer aşk üzerine, ayrılık acıları üzerine söylenmiştir.

Karacaoğlan semaileri ile tanınan bir aşıktır.

Gönül gurbet ele varma
Ya gelinir ya gelinmez
Her dilbere meyil verme
Ya sevilir ya sevilmez
Bahçemizde nar ağacı
Kimi tatlı kimi acı
Gönüldeki dert ilacı
Ya bulunur ya bulunmaz

Deryalarda olur bahri
Doldur ver içem zehri

Sunam gurbet elin kahrı
Ya çekilir ya çekilmez

Emrah der ki düştüm dile
Bülbül figan eyler güle
Güzel sevmek bir sarp kale
Ya alınır ya alınmaz

( Erzurumlu Emrah )




VARSAĞI




Halk edebiyatında çok yaygın olmayan bir nazım şeklidir. İlk olarak Toroslarda yaşayan Varsak boyundan ozanlar tarafından kullanılmıştır. Kendine özgü bir bestesi vardır. Müziğinde ve sözlerinde, meydan okuyan, babacan, erkekçe bir hava duyulur. Hece ölçüsünün sekizli kalıbıyla söylenir.
Varsağının diğer nazım şekillerinden farkı, bestesi ve "bre, behey, hey" gibi ünlemlere yer verilmesidir. Konu olarak hayattan ve talihten şikayet işlenir.



DESTAN



Destan, her türlü konuyu içine alan, dörtlük esası üzerine düzenlenen, biçim bakımından koşma gibi, fakat ondan daha uzun bir nazım biçimidir. Dörtlüklerle söylenen destanda, dörtlük sayısı sınırlı değildir. Hece ölçüsünün 11'li kalıbı ile söylenir. Konu olarak toplumu ilgilendiren, heyecana getiren olaylar ele alınır.
Kayıkçı Kul Mustafa'nın Genç Osman Destanı meşhurdur.

General
25.04.07, 20:39
3.TEKKE-TASAVVUF EDEB.NAZ.TÜR.
-İlahi
-Nefes
-Nutuk
-Devriye
-Şathiyye



İLAHİ


Allah'ı övmek ve ona yalvarmak için yazılan şiirlere denir. Özel bir ezgiyle okunur. Hecenin 7'li, 8'li ve 11'li kalıbıyla söylenir.

Aşkın aldı benden beni
Bana seni gerek seni
Ben yanarım dün ü günü
Bana seni gerek seni

Ne varlığa sevinirim
Ne yokluğa yerinirim
Aşkın ile avunurum
Bana seni gerek seni

Aşkın aşıklar öldürür
Aşk denizine daldırır
Tecelli ile doldurur
Bana seni gerek seni

Yunus durur benim adım
Gün geçtikçe artar odum
İki cihanda maksudum
Bana seni gerek seni

(Yunus Emre)


NEFES


Bektaşî şairlerin söyledikleri tasavvufî şiirlere denir. Genellikle, nefeslerde tasavvuftaki vahdet-i vücut düşüncesi anlatılır. Bunun yanında Hz.Muhammed ve Hz.Ali için övgüler de söylenir. Nefeslerde, kalenderâne ve alaycı bir üslup dikkati çeker.
Güzel aşık cevrimizi
Çekemezsin demedim mi
Bu bir rıza lokmasıdır
Yiyemezsin demedim mi
Bu dervişlik bir dilektir
Bilene büyük devlettir
Yensiz yakasız gömlektir
Giyemezsin demedim mi

Aşıklar harabat olur
Hak katında kutlu olur
Muhabbet baldan tatlı olur
Doyamazsın demedim mi

Pir Sultan Abdal şahımız
Hakka ulaşır yolumuz
On iki imam katarımız
Uyamazsın demedim mi

(Pir Sultan Abdal)



NUTUK


Pirlerin ve mürşitlerin, tarikata yeni giren dervişlere tarikat derecelerini ve tarikat adabını öğretmek için söyledikleri şiirlerdir.



DEVRİYE


Devir kuramını anlatan şiirlere denir. Devir kuramı Hz.Muhammed'in "Ben nebî iken Âdem su ile çamur arasındaydı." hadisi ile ilgilidir. Mutasavvıflara göre vücut halindeki Hz.Muhammed, yeryüzüne sonradan gelmiştir. Halbuki ruh halindeki Hz.Muhammed ezelden beri vardı. Vakti gelen ruh maddi aleme iner. Önce cemâdata (cansız varlıklara) sonra nebata (bitkilere), hayvana, insana en sonra da İnsan-ı Kamil'e geçer. Oradan da Allah'a döner ve onunla birleşir. Bu inişe nüzul, tekrar Allah'a dönüşe de huruc denir. Bu inişi ve çıkışı anlatan şiirlere devriye denir.


Lâ mekân ilinde bir nokta iken
İsmi var, cismi yok yerden gelirim
Daha hiçbir nesne yaratılmadan
Kandilin içinde Nûr’dan gelirim.



Dört nesneden yoğrulup da yapıldım
Şekillendim, fırınlara atıldım
Mevla’m ruh verince ayağa kalktım
Adem denen bir beşer’den gelirim.



Kabil, Hâbil olup dünyaya geldim
Öldüren ben idim, ölen ben oldum
İdris ile bile cennete girdim
Nâciye’den pâk mâder’den gelirim.



Nûh Peygamber ile bir gemi yaptım
Her mahluktan bir çift içine attım
Tûfanda münkîri suya gark ettim
Mü’minlerle bir sefer’den gelirim.



Hûd Peygamber ile gezdim bir zaman
Zalimler elinden dedim el’aman
Salih ile taştan çıkardım bir can
Mucize gösterdim Bir’den gelirim.



İbrahim’le bile putları kırdım
Nemrûd’un emrine ben karşı durdum
Elim kolum bağlı ateşe girdim
Nârı nûr eyledim kor’dan gelirim.



İsmâil, Hâcer’le çöle atıldım
Yâkup ile figanlara katıldım
Yusuf ile kul oluban satıldım
Mısır ülkesinden var’dan gelirim.



Eyyüb ile derde düştüm, küsmedim
Kurt yedi vücudum, şükrüm kesmedim
Şuâyb ile doğruluktan geçmedim
Lâl ü mercan satan şâr’dan gelirim.



Tûvâ vadisinde Allah’ı gördüm
Tûr dağına çıktım, Tevrat’ı aldım
Âsâm canlı idi ben onu bildim
Küntü kenz sırr-ı esrâr’dan gelirim.



Hızır ile âb-ı hayâtı içtim
İlyas ile bile göklere uçtum
Yûnus Peygamberle ummana düştüm
Balığın karnından gâr’dan gelirim.



Lokman oldum, ölüme çâre buldum
Danyal ile rahmet suyunda yundum
Üzeyr’e yeniden bir Tevrat sundum
Zülkarneyn’le bile sır’dan gelirim.



Dâvud oldum sapanımla taş attım
Calût’u öldüren kahraman zâttım
Süleymân’la inse cine hükmettim
Kuş dilini bilen Pîr’den gelirim.



Zekeriyyâ ile beni biçtiler
Yahyâ ile bile başım kestiler
İsâ ile çarmıhlara astılar
Bedenim bıraktım, dâr’dan gelirim.



Muhammed Mustafâ şefâat kâni
Ona tâbi olan buldu îmânı
Aliyy’el Mürtezâ Velîler Şâhı
Kamber, Selmân oldum, yâr’dan gelirim.



Mansur geldim, âzâlarım kestiler
Nesîmî’ydim, bedenimi yüzdüler
Bu gelmemde adın Nizam dediler
Bir gerçek evlâdı er’den gelirim.




ŞATHİYYE


İnançlardan teklifsizce, alaylı bir dille söz eder gibi yazılan şiirlerdir. Görünüşte saçma sanılan bu şiirlerin, yorumlandığında tasavvufla ilgili değişik konulara değindiği anlaşılır.
Çıktım erik dalına
Anda yedim üzümü
Bostan ıssı kakıyıp
Der ne yersin kozumu

Ker*** koydum kazana
Poyraz ile kaynattım
Nedir deyi sorana
Bandım verdim özünü

Bir serçenin kanadın
Kırk kağnıya yüklettim
Kırk çift dahi çekmedi
şöye kaldı koşan

Kaf dağında bir tası
şöyle attılar bana
Öylece yola düştü
Eritti hep buzumu.

Balık kavağa çıkmış
Zift turşusun yemeğe
Leylek goduk doğurmuş
Baka şunun sözünü

Yunus bir söz söyledi
Hiçbir söze benzemez
Cahiller kazamazlar
Hiç ilmin kuyusunu
(Yunus Emre)

Halk edebiyatında aruz ölçüsüyle söylenen Divan, Kalenderî, Satranç, Selis vs. gibi nazım örnekleri de vardır.

alıntıdır.