SagopaKajmer
21.06.07, 12:42
[Only registered and activated users can see links]
Dünyaca ünlü şairimiz Nazım Hikmet aynı zamanda ressamdı.
[Only registered and activated users can see links]
Nâzım resim yapmaya annesine özenerek başlamış olmalı. Celile Hanımın ressamlığı varlıklı bir kadının oyalanmak için seçtiği bir hobi değil, bir tutkuydu. Ressam olmak için evini barkını dağıtıp Paris'e gittiği söylenirdi. Kadıköy'de oturduğumuz yıllarda, Nâzım, annem, ben, arada bir ona giderdik. Odaları yaptığı tablolarla doluydu. Evi tam anlamıyla bir ressamın eviydi.
[Only registered and activated users can see links]
[Only registered and activated users can see links]
Resimden başka bir şey düşünmediği açıktı. Yalnız yaşıyordu, ama her zaman çok süslüydü. Güzelliğe vurgun bir insan olarak anılırdı. Yüzünü aşırı boyadığı için Nâzım kızar, söylenir, "Şimdi hepsini silmezsen, çıkıp gidiyorum," diye kapıya yönelirdi. Celile Hanım boyalarını silmeye yanımızdan ayrılınca, annem, "Nâzım, niye böyle yapıyorsun, o bir ressam, yüzünü de bir tablo gibi boyuyor, niye anlamıyorsun!" diye fısıldardı. Ben de merakla bakınırdım iş nereye varacak diye...Nâzım'ın resim yaptığını ilk Mithat Paşa köşkünde oturduğumuz yıllarda görmüştüm. Ama bunlar yağlıboya ya da pastel resimler değildi. Karakalemle mi, ya da yumuşak bir kurşunkalemle mi, bilmiyorum, evdeki herkesin yandan kafalarını çizmişti. ( Vala Nurettin )
[Only registered and activated users can see links]
Çankırı Hapishanesi, 1940, Karton üzerine
[Only registered and activated users can see links]
Çankırı Hapishanesi 1940 Karton üzerine pastel
[Only registered and activated users can see links]
Savaşa Giden Askerler, Bursa, Tuval üzerine yağlıboya
[Only registered and activated users can see links]
Kalaycı Dükkanı, 1940, Karton üzerine pastel
[Only registered and activated users can see links]
Sıra bekleyen hastalar, Bursa, Tuval üzerine yağlıboya
Dünyaca ünlü şairimiz Nazım Hikmet aynı zamanda ressamdı.
[Only registered and activated users can see links]
Nâzım resim yapmaya annesine özenerek başlamış olmalı. Celile Hanımın ressamlığı varlıklı bir kadının oyalanmak için seçtiği bir hobi değil, bir tutkuydu. Ressam olmak için evini barkını dağıtıp Paris'e gittiği söylenirdi. Kadıköy'de oturduğumuz yıllarda, Nâzım, annem, ben, arada bir ona giderdik. Odaları yaptığı tablolarla doluydu. Evi tam anlamıyla bir ressamın eviydi.
[Only registered and activated users can see links]
[Only registered and activated users can see links]
Resimden başka bir şey düşünmediği açıktı. Yalnız yaşıyordu, ama her zaman çok süslüydü. Güzelliğe vurgun bir insan olarak anılırdı. Yüzünü aşırı boyadığı için Nâzım kızar, söylenir, "Şimdi hepsini silmezsen, çıkıp gidiyorum," diye kapıya yönelirdi. Celile Hanım boyalarını silmeye yanımızdan ayrılınca, annem, "Nâzım, niye böyle yapıyorsun, o bir ressam, yüzünü de bir tablo gibi boyuyor, niye anlamıyorsun!" diye fısıldardı. Ben de merakla bakınırdım iş nereye varacak diye...Nâzım'ın resim yaptığını ilk Mithat Paşa köşkünde oturduğumuz yıllarda görmüştüm. Ama bunlar yağlıboya ya da pastel resimler değildi. Karakalemle mi, ya da yumuşak bir kurşunkalemle mi, bilmiyorum, evdeki herkesin yandan kafalarını çizmişti. ( Vala Nurettin )
[Only registered and activated users can see links]
Çankırı Hapishanesi, 1940, Karton üzerine
[Only registered and activated users can see links]
Çankırı Hapishanesi 1940 Karton üzerine pastel
[Only registered and activated users can see links]
Savaşa Giden Askerler, Bursa, Tuval üzerine yağlıboya
[Only registered and activated users can see links]
Kalaycı Dükkanı, 1940, Karton üzerine pastel
[Only registered and activated users can see links]
Sıra bekleyen hastalar, Bursa, Tuval üzerine yağlıboya