PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Yılların "Sahtekar"ına eğlenceli bir bakış...


Subay
28.06.07, 15:48
Clifford Irving’in gerçek öyküsü o kadar ahlaksızcaydı ki, senaryo yazarı Wheeler, öyküyü ilk duyduğunda abartılı ve uydurma olduğunu düşündü. Ancak ihanetler ve yalanlar serisi üzerine kurulmuş bu gerçek öyküyü kurcaladıkça sahtekarlık olayının tahmin ettiğinden çok daha karmaşık boyutları olduğunu gördü.
Amerikan tarihinin en büyük sahtekarlıklarından birine imza atan Clifford Irwing’in gerçek hikayesinin anlatıldığı “Sahtekar” adlı film Chocolat, Casanova ve Cider House Rules (Tanrının Eseri Şeytanın Parçası) gibi filmlerden de hatırlayacağımız Oscar ödüllü yönetmen Lasse Hallström tarafından çekildi.

Yazar Clifford Irving, 1971 yılında müthiş bir yalan söyledi. Irving’in söylediği bu yalan, Amerikan medyasının ve kamuoyunun bugüne kadar karşılaştığı en cüretkar ve en çirkin sahtekarlıklardan birisiydi. İrving , 11 dalda Oscar ödülü adayı olan ve beş dalda Oscar kazanan “Aviator” adlı filmde yaşamı konu edilen işadamı Howard Hughes’un uzun zamandır peşinde koşulan anılarını eline geçirdiğini iddia ediyordu. Sessiz sakin bir hayatı yaşamasıyla tanınan dolar milyarderi ünlü işadamı Howard Hughes ile yapılan bu söyleşilerde onun en özel anıları ve sırları okurların gözleri önüne serilmişti. Bu yalanı sayesinde çok büyük para ve dünya çapında şöhret kazanmanın eşiğine geldiği bir anda zekici planladığı oyunun gerçek olmadığı ortaya çıktı. O artık bir suçluydu.

Aslında?kocaman bir yalandan ibaret olan bu olay ileriki yıllarda Adolf Hitler’in anılarını pazarlayan ve sonunda yakayı ele veren başka bir sahtekara da esin kaynağı olacaktı.

Irving’in bugün bile tartışılmakta olan büyük sahtekarlığını çıkış noktası olarak alan film, tek bir adamın, aslında gerçek olmayan, iyi bir kurgu ürünü öykü aracılığıyla koskoca bir endüstriyi ve ulusu nasıl ele geçirdiğini keşfe çıkıyor.

Senaryosunu, Clifford Irving’in aynı adlı anı kitabından yola çıkarak William Wheeler yazdı. Yapımcılığını Mark Gordon, Leslie Holleran, Joshua D. Maurer, Betsy Beers ve Bob Yari paylaştı. Başrollerinde Richard Gere, Alfred Molina, Marcia Gay Harden, Hope Davis, Julie Delpy, Stanley Tucci ve Eli Wallach kamera karşısına geçti.

Clifford Irving’in gerçek öyküsü o kadar rezilce ve ahlaksızcaydı ki, “The Hoax”ın senaryo yazarı William Wheeler bu öyküyü ilk duyduğunda abartılı ve uydurma olduğunu bile düşündü. Ancak ihanetler ve yalanlar serisi üzerine kurulmuş bu gerçek öyküyü Lasse Hallström ile birlikte beyazperdeye? taşımaya karar verdikten sonra sahtekarlık olayının tahmin ettiklerinden çok daha karmaşık boyutları olduğunu görmekte gecikmediler.

Wheeler senaryoyu yazarken en çok Clifford Irving’in insani yönlerine sadık kalmaya özen gösterdi. Özellikle de kitabının yazımında beraber çalıştığı en yakın arkadaşı Dick Suskind ile olan ilişkisindeki sağlam dostluk boyutuna ağırlık verdi. Dick Suskind o kitabın yazım sürecine katılmakla Irving’in suç ortağı da olmuştu. Beraber ördükleri suç ağları giderek daha kalınlaşırken ikisi arasındaki dostluk bağları çok sağlam bir ittifaka dönüşmüştü. Wheeler’in yazdığı senaryonun sürükleyici motoru da Irving ile Suskind arasındaki sarsılmaz dostluk bağları oldu.

“Birbirine inanılmaz sağlam dostluk bağlarıyla bağlanan iki arkadaş fikrini öne çıkarttığım takdirde izleyicinin bu öyküyle daha kolay bağlantı kuracağını düşündüm. Bu öykünün kaynağında Irving ile Suskind arasındaki sağlam dostluk bağları vardır” diyor senarist Wheeler…

Richard Gere’in canlandırdığı Clifford Irving iyi bir koca, sıcakkanlı bir arkadaş, çok zeki ve yetenekli bir yazar. Aynı zamanda kadın düşkünü bir erkek, sürekli yalan söyleyen bir sahtekar. Clifford Irving’in öyküsünü ilk duyduğu andan itibaren kendisini sarıp sarmaladığını itiraf eden Richard Gere, filmin senaryosu konusunda şu yorumu yapıyor: “Daha ilk okuduğunuzda, ‘Vay, bu gerçekten ilginç ve yeni’ diyerek etkisine girdiğiniz ender senaryolardan birisiydi. Her anlamda bir sahtekar olan bir adamı oynama fikrini ilginç buldum. Hem kişisel, hem psikolojik, hem de politik düzeyde tam bir sahtekarı anlatıyordu. Ayrıca filmin senaryosunun o yılların Amerika’sında var olan şizofrenik yapıyı ve o dönemde var olan birçok unsuru çok iyi yakaladığını düşünüyorum. Bunlar arasında New York’un yayıncılık endüstrisi, Watergate skandalı, Richard Nixon, Vietnam Savaşı ve Pop Art vardır. Böyle bir fırsatı kaçırmamam gerektiğini düşündüm.”

Richard Gere rolüne hazırlanırken gerçek Clifford Irving ile tanışmamaya karar verdi. Bunu özellikle istiyordu, çünkü “The Hoax” biyografi ağırlıklı bir çalışma değil; Clifford’un yaptığı sahtekarlıklara eğlenceli bir bakış atan kurgusal bir yapıt olacaktı.

Lasse Hallström daha önce “Chocolate” adlı filminde çalıştığı ödüllü aktör Alfred Molina’yı Irving’in en iyi arkadaşı Dick Suskind olarak kamera karşısına geçirdi. Suskind Clifford’un panik atak krizlerinden sıkıntı çeken en sadık dostu olmakla kalmayıp aynı zamanda Clifford’un ahlaki bilinç ile tek bağlantısını simgeliyordu. Clifford Irving’in hayatındaki önemli kişilerden birisi de, idealist sanatçı karısı Edith’ti. Kocasının zaman zaman başgösteren sadakatsizliklerinin farkında olduğu halde onun bu sahtekarlık oyununa yardımcı olmak için kendi geleceğini riske atmaktan çekinmez. Marcia Gay Harden bu rol için oldukça uygundu. “Pollock” adlı filmde Jackson Pollock’ın sanatçı karısı Lee Krasner rolündeki başarısıyla Oscar ödülü kazanan oyuncu, “The Hoax”da oynamayı seve seve kabul etti.

Filmdeki karakterlerin daima ön planda ve merkezde olmasını isteyen Lasse Hallström, bu amacına ulaşabilmek tasarımlara olağanüstü özen gösterdi. Kimi zaman belgesel tadında gerçekçilik sağlarken kimi zaman da gerçekçilik duygusunu yok edecek görüntülere kaymaktan çekinmedi. Filmdeki anahtar yaklaşımlardan birisi de, kitlesel medyanın her alanında politikanın, yalan söylemlerin ve yozlaşmanın atbaşı gittiği 1970’lerin kendine özgü ruhunu yakalamak oldu.

Filmin yapımcılarından Josh Maurer’in bu konudaki yorumu şöyle: “Filmde anlatılan öykünün günümüzde de yansımaları olsa da, o yılların tarihsel boyutunu yakalamak çok önemliydi. Viet-Nam Savaşı ve Watergate skandallarının meydana geldiği Amerika’da olup biten herşeyi yansıtacak bir arka plan oluşturmak istedik. Filmde göreceğiniz bu arka planın, Clifford ve Dick’in kaleme aldığı yapıtı da etkilediğine kuşku yoktur. Sözünü ettiğim bu arka planı, elimizdeki öyküyü daha zengin kılacak görüntüleme, prodüksiyon tasarımı ve kostümler gibi unsurlarla doldurma yöntemini izledik.”

“The Hoax”ın çekimlerinin tamamı New York’un Manhattan bölgesinde gerçekleştirildi. Clifford Irving’in çıktığı macera sadece McGraw-Hill yayınevinin koridorlarında geçmesi mümkün değildi. Ayrıca lüks ve gösterişli otel odaları, Pentagon, Kongre Kütüphanesi, Las Vegas ve Bahama adaları gibi farklı mekanlara da ihtiyaç vardı. Bu mekanların hepsi?New York’ta yaratıldı.

70’lerin dünyasının yaratılmasında kostüm tasarımcısı David Robinson da çok önemli detaylarla katkıda bulundu.