PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Alman Edebiyatı


Subay
28.06.07, 18:17
Alman edebiyati, Orta Avrupa`da yaşayan Almanca konuşan toplulukların edebi yaratısıdır. Almanya, Avusturya, İsviçre ve bunlarin yanındaki Alsas (Fransa), Bohemya (Çek Cumhuriyeti) ve Silezya (Polonya) gibi bölgelerdeki çalışmaları kapsar.


Alman Edebiyatının Yapısı ve Özellikleri

Diger Avrupa edebiyatlariyla karsilastirildiginda Alman Edebiyati digerlerine oranla daha fazla yerel farklilik gösterir. Bunun sebeplerinden biri, 1800`lerde Berlin`in ortaya cikmasina kadar, Almanca konusan topluluklarin Fransa`nin Paris`i ya da İngiltere`nin Londra`si gibi bir baskentinin olmamasidir. Dahasi, Almanya uzun süre ayriliklar ve bölünmeler yasamistir. Bu tip bölünmeler, 1600`lerdeki din savaslari boyunca ve 1900`lerin ortasinda baslayan Soğuk Savaş döneminde siklikla yasanmisti. Almanya, Reform denen dini hareketin merkezi olmasi nedeniyle 1500`lerde Protestanlık`in ortaya ciktigi yerdir. Reform, kisinin icsel ruhani özgürlügünü vurguluyordu. Alman edebiyatini sekillendiren icsellik ve felsefi yansima da bu tip bir ruha sahiptir.


Erken Alman EdebiyatıMS.1000 yillarinda Germen kabileleri simdiki Almanya`ya kuzey Avrupa üzerinden göc etmislerdi. Bu kabileler, nesilden nesile, besteledikleri baladlari ve hikayeleri anlatirlardi. Göcler yaklasik MÖ.800 civarinda sona erdi. O zamanlarda manastirlarRahipler, İncil ve Hristiyan efsaneleri üzerine kurduklari siir ve hikayeleri yayiyorlardi. Anonim bir destan olan The Savior (yaklasik 820-840), İsa`yi bir Sakson lideri olarak resmeder. Rahip Otfrid von Weissenburg, adiyla bilinen ilk Alman yazardir ve siir kafiyeleriyle The Book of Gospels (863-871 arasinda bitirilmistir) kitabini yazmistir. egitim ve edebiyatin merkezi halindeydiler.

Rahipler ayni zamanda eski kahramanlik destanlarini kaydetmeye ve zamanlarinin feudal lordlarini yücelten yenilerini yazmaya baslamislardi. Almanca yazilmis bu kahramanlik hikayelerinden günümüze ulasan Lay of the Hildebrand, bir baba ile oglu arasindaki savasi anlatir. MS 9.yüzyilda, Germen destani “Güclü Elli Walther”, sonradan bir Latin efsanesi olan Waltharius`a dönüsmüstür. St. Gallen`de bir rahip olan Notker Labeo, Romali filozof Boethiues ve Eski Yunan filozofu Aristo`nun yapitlarindan bazilarini Almanca`ya cevirmistir.


- Birinci Altin Cag (1150-1250)


Alman DestanlariAlman destanlari birinci altin cagdaki ana edebi ürünlerdir. Bunlarin en ünlüsü 12000 dizelik intikam, ihanet ve sadakati anlatan büyük olasilikla Passau, Avusturya`da yazilan Nibelunglarin Sarkilari (Nibelungenlied)`dir.
Romans Kahramanlar ve asil gercekleri anlatan Romans (Romance), bu dönemdeki baska bir ana edebi yazin bicimidir. Antik edebiyatin basyapitlari olarak sayilan önemli romanslar Wolfram von Eschenbach`in Parzival`i (1200-1210), Gottfried von Strassburg`un Tristan ve Izolde`sidir (13.yy baslari). Parzival, uzun sure sövalye olmak icin ugrasan ama bunun icin uzun yargilamalardan gecen ve sonunda Kutsal Topraklarin krali olan birisidir. Tristan ve Izolde`de Gottlieb, asklari olumleriyle bitten iki gencin askini anlatir.
Minnesingerler Minnesingerler MS.12. yüzyilda ünlenen sairlerdir. Bunlarin cogu, ask ve kavalyeligi anlatan Fransiz troubadorlarin sarklilarinin lirik sairlerini taklit etmislerdir. En ünlü troubador Walther von der Vogelweide`dir. Sair, traubadorlarin samimiyetsiz ve soguk siirlerini sicak ve orijinal ask yorumlamalarina cevirmistir. Walther`in ayni zamanda o dönemde Papalikla uzun süren güc savasina giren Orta Avrupa`daki Germen asilli Kutsal Roma Imparatoru`nu oven ve savunan eserleri de vardir.


- Altin Caglar Arasi (1250-1750)


Popüler Edebiyat Dönemi 1250`den 1600`e kadarki bu dönem Alman sehirlerine artan ticari büyüme ve zenginlik getirmisti ve yeni bir ekonomik-sosyal sinif olan Orta-sinif ortaya cikmisti. Orta-sinif kültürel liderligi ele gecirmisti. Bu askin aristokrat tanimi orta sinif gercekligi, taslamasi ve ciddiyetine yol acmistir. Bahcivan Wernherin Meier Helmbrecht'i (yaklasik 1250-1280) gibi destanlar, sövalyeligin düsüsünü anlatmaktaydilar. Pratik dersleri ögretmek icin fabllar önem kazandi ki bunlari satirik destan Tilki Reynard (1487), Sebastian Brant'in ahlaki ve satirik siiri Aptallar Gemisi (1494), ve komik hikayeleriyle Till Eulenspiegel`de görürüz (1500). Nüremberg`li ayakkabi ustasi Hans Sachs, antik sarkicilari taklit ederek yüzlerce oyun ve sarki yazmistir. Redentin Easter Play (1464) ve Oberammergau Passion Play (1634) gibi dini oyunlar, dinsel duygulari saf mizahla birlestirmistir.
Rönesans, Almanya`ya, insanlarin d¸nyevi yeri ve dogasini anlama vurgusunu getirdi. Bu entellektüel alim humanizm olarak bilinir. Alman Rönesansi`nin hümanizmi Avrupa tarihindeki en önemli degisim hareketlerinden birine, Reform`a yol acmistir.
Alman Hümanizmi 1350 yilinda üniversitelerin kurulmasiyla Bohemya`da baslamisti. Bu dönemim en bilinen Alman eseri, Johannes von Tepl (Johannes von Salz olarak da bilinir) tarafindan yazilan ve ölümle vasat bir ciftci arasindaki diyalogu anlatan Bohemyali Ciftci`dir (1400). Hümanizm, doruk noktasina 1480`den 1530`a kadar gecen sure icindedir. Insanlik icin yeni idealler arayisi icinde hümanistler Eski Yunan`in tarih ve felsefesini kesfe ciktilar. Eserlerinin cogunu Almanca`dan cok Latince yazdilar. En ünlü Alman hümanistleri, İbranice`nin önde gelen ustalarindan Johannes Reuchlin ve Reform`u baslatmada Martin Luther`in bas yardimcisi Philipp Melanchton`dur.
Reform1517`de baslayan Reform hareketi, Alman kültür ve yasaminda hala etkisini gösteren bir etki birakmistir. Reformca etkilenen edebiyatin cogu dinsel yazinlar ve bildirgelerdi. Reform lideri Martin Luther, İncil`i Saksonya Almancasi`na cevirmisti. Luther`in 1534`de bitirdigi Incil cevirisi, Alman edebiyatinin en etkileyici olaylarindan biridir. Incil`in Kral James versiyonu Ingiliz yazarlari ne kadar etkilemisse, Luther`in Almanca versiyonu da Alman yazarlari o derece etkilemisti. Bu cevirisinin yanisira Luther daha bircok dini ve politik metinler yazmiti.
Barok edebiyati Barok edebiyati genellikle fazla sisirilmis ve abartilarla doludur. Barok siiri ise inanc ve caresizlik, maddecilik ve maneviyat, siddet ve erdem gidip gelmistir. Andreas Griphius, Alman barok caginin en büyük lirik sairi olarak tanimlanir. Ilahi yazarlari ise en ünlü Alman ilahilerini bu dönemde yazmistir.
Grimmelshausenli Hans Jakob Christoffel`in Simplicissimus (1668)`u cok canli ve gercekci bir romandir. Alman nüfusunun ücte birinin yasamini yitirdigi Otuz Yıl Savaşları`ndaki (1618-1648) aciyi resmeder. Romanin kahramani Simplicius Simplicissimus, en basta aptaldir ancak aci deneyimlerle zamanla erdem kazanir ve en sonunda dini bir kesis olarak yasamak icin dünyadan elini ceker.


- İkinci Altın Çağ (1750-1830)

1700`lerin sonuyla 1800l`erin basi, Germen dünyasinda “Alimler Çağı” olarak bilinir. Wolfgang Amadeus Mozart ve Ludwig van Beethoven gibi besteciler ve Immanuel Kant ve G. W. F. Hegel gibi filozoflarin calismalariyla felsefe ve müzikte ilerleme kaydedilmistir. Diger Avrupa yazarlarinin otesinde, Alman yazarlar sanati egitime giden bir yol olarak gorduler. Buyuk Alman dramatisti Friedrich Schiller, görüslerini sanatin kisiyi ve toplumu degistirme gücüyle ifade eden Mektup Serilerinde Insanin Estetik Egitimi Üzerine (1795)`de belirtmistir. Ayni ruhla Immanuel Kant da modern estetigin kurulus yazini olarak kabul gören Yargilamanin Kritigi (1790)`nde bu sekilde davranmistir.
Neden Cagi (Aydinlanma)Neden Cagi, ya da Aydinlanma, gercegi anlamanin en iyi yolunun nedenleri kullanma ve sorgulama olduguna vurgu yapan tarihsel dönemdir. Bu cag Almanya`da, Fransa ve İngiltere`de oldugundan daha kisa sürdü (1700`lerin ortasi). Aydinlanmis reformlarin ruhu Alman edebiyatinin milli gururu yukselttigi gibi onu Fransiz etkisinden de cikarmistir.
Almanyan`in ilk önemli edebiyat elestirmeni Gotthold Efraim Lessing, 1700`lerin sonunda baslayan Alman milli edebiyatinin hizli gelisiminin temellerini atmistir. Lessing ilk once antik Yunan ve Roma klasiklerini taklit eden Fransiz Neoklasizm fikirlerini reddederek ise baslamisti. Bunun yerine kendi oyunlarini Ingiliz oyun yazari William Shakespeare`in dramlari üzerine modelledi. Lessing`in en bilinen oyunu – Bilge Nathan (1779) – dinsel toleransi tartismaya acmisti.
Alman PreromantizmiAlman Preromantizmi ya da daha iyi bilinen tanimiyla Firtina ve Baski hareketi, 1770`de basladi ve otoriteye karsi güclü arzu, orijinallik ve baskaldiriya vurgu yapti. Isa`nin yasamini anlatan, Friedrich Klopstock`un Mesih (1748-1773) adli dini destani bir basyapittir.
Firtina ve Baski, orta sinif sosyal degerlerine, gelenegine ve politika, siyaset ve teolojideki otoritesine karsi isyankar, genelde kaotik bir hareketti. Genc Schiller ve Johann Wolfgang von Goethe bu akimin iki onemli dramatistiydi. Schiller`in ilk romani Soyguncu (1781) iki kardesin hikayesini anlatir. Kardeslerden biri babasini öldürmeyi hedefler, digeri ise bir soyguncu cetesi kurar ve ormanlari gezer. Schiller`in diger genclik romanlari baskici sosyal kurallari, tiranligi ve politik yozulasmayi anlatir. Bir fahiseyi seven asilin hikayesini anlatan Merak ve Ask (1784), bir Ispanyol prensinin babasi Krala karsi duydugu nefreti anlatan Don Carlos (1787) bu eserlerdendir. Goethe`nin melankolik ilk romani Genc Werther´in Acilari
Bu akimin felsefi ilham kaynagi, Goethe`nin de hocasi buyuk filozof ve tarihci Johann Gottfried Herder idi. Herder, alman yazarlarini, eski Yunan trajedilerini taklit eden Fransiz Neoklasistlerin`in etkisinden cikarmaya calismisti. Shakespeare`nin doganin kanunlarini anlayan bir alim oldugunu dusunuyordu. Herder tüm dünyadan siirler toplayip onlari Almanca`ya cevirip, herbirinin kendi essiz gücünü kanitlamasina yardimci olmustur. (1774–1787`de tekrar gozden gecirildi) Avrupa`da firtinalar estirdi. Romanin cogunlugu, Werther adindaki genc bir adamin evil bir kadina yazdigi umutsuz ask mektuplarindan olusmaktaydi.
Alman Klasizmi Alman Klasizmi Goethe, Schiller ve Almanya`nin en büyük lirik sairi Friedrich Hölderlin tarafindan idare ediliyordu. Klasizm yaklasik 30 sene boyunca gelisti, ta ki 1787`de Goethe`nin Italyan klasik antiklerini incelemk icin yaptigi iki senelik bir geziye kadar.
Goethe`nin Wilhelm Meister`in Cirakligi (1795-1796) romani aktör ve oyun yazari olarak doyuma ulasmaya calisan Wilhelm üzerine yogunlasir. Kitap Wilhelm`in olgunluk, kendini tanima ve sosyal sorumluluk bilinci kazanmasi yolunda gecirdigi yavas ve bazen sancili süreci anlatir. Bu calisma kisisel gelisim romanlarinin ilk ornegi sayilir.
Shakespeare`in yapitlari Ingiliz edebiyatinda ne ise Schiller`in buyuk tarihsel dramlari da Alman edebiyatinda Klasik tarz olarak sahneden kalmistir. Schiller`in sonraki oyunlari cok tartisilan felsefi konulari, Avrupa tarihinin calismalarinin karmasik anlamasini, ari düsünceleri, ve buyuk bir edebi tarzi birlestirmisti. En ünlü oyunlari tarihsel dramalardir: Iskoc hükümdari Mary, Iskoc Kralicesi`ni anlatan Mary Stuart (1800); Fransiz kahramani Joan d`Arc`i anlatan Orleans Kizi (1801); ve efsanevi Isvecli kahramani anlatan William Tell (1804).
Hölderlin`in siiri siirsel güzelligi felsefi derinlikle birlestirir.Ekmek ve SarapPatmos (1800-1801 – yeniden düzenlemesi ölümünden sonra 1894`te yapilmistir) ve (1801-1803) gibi klasik güfte ve agitlari, eski Yunan stilini ve ruhunu canlandirmistir.
RomantizmRomantizm, 1790`larin sonunda önemli ve etkileyici bir hareket olarak ortaya cikmisti. Romantikler, düs gücünü ve güclü duygulari konu alip edebi ifadenin daha özgür bicimlerini ele aldilar. Belki de Romantiklerin en iyisi Novalis takma adiyla yazan Friedrich von Hardenberg idi. Yardimcisi Friedrich Schlegel ile beraber Novalis insane imgeleminin gücünü kesfe cikmislardi. Geceye Ilahiler (1800) siirlerinde geceyi, ölen nisanlisi ve tanri arasindaki ruhani birlige giden esik olarak gördügü ölüm ve sonsuzluk sembolü olarak görüyordu.
Diger romantik yazarlar, özellikle Friedrich Tieck ve E.T.A. Hoffmann, da bilincsizlik dünyasini irdeliyorlardi. Bu iki yazar, 1800`lerin sonunda ortaya cikan modern psikoanalizin Avusturyali babasi Sigmund Freud`un öncelleri olarak kabul edilirler.
Cogu romantik, lirik siirler yazdi. Novalis`ten sonra, bu sairlerin en ses getireni Joseph von Eichendorf`tu. Yüzeyde siirleri cok basitti, ancak dikkatli incelendiginde oldukca derindi. Eichendorf`unkilerin yanisira Wilhelm Müller gibi romantiklerin diger romantiklerin siirleri, iclerinde Franz Schubert`in de bulundugu Alman romantik bestecilerince siklikla müzige gecirilmistir. Bu sanat sarkilari günümüzde de hala popülerdir.
Alman romantizminin önemli bir özelligi de yazarlarin tümünde görülen siki bir milliyetciliktir. 1800`lerin basinda Jakob Grimm ve Wilhelm Grimm tarafindan derlenen Alman efsaneleri yalnizca Alman milliyetciligini degil ama ayni zamanda romantiklerin efsaneler ve folklore ilgisini de ifade etmistir. Grimm kardesler ayni zamanda linguistik (dil bilimi) calismalarinin da kuruculari olarak kabul edilen bilgelerdi.
Diger Yazarlar 1800`lerin baslarindaki bazi yazarlar öylesine kisisel yazilar yazmislardi ki onlari belli bir siniflandirmanin icine koymak cok da mümkün degildir. Bu yazarlarin icinde Goethe, Heinrich von Kleist ve Georg Büchner de vardir. 1808`de, Goethe, basyapiti Faust `un ilk bölümünü bitirmisti. Ikinci bölümü ise öldügü 1832`de bitirmistir. Faust, 1500`lerde ruhunu seytana sihirli gücler karsiliginda satan bir teolog efsanesinin Goethe versiyonudur.
Goethe ayni zamanda iki zor roman da yazmisti: evli bir ciftle iki arkadaslari arasindaki trajik iliskiyi inceleyen Secme Yatkinlik (1809) ve Wilhelm Meister`in Ciragi`nin devami olan Wilhelm Meister`in Seyyahlik Yillari
Kleist, felsefi yansimanin psikolojik derinlikle bicimsel mükemmellikle birlestirilmis dramalar da yazmistir. Penthesilea (1808), Amazonlarin kralicesi Penthesilea ile antik Yunan`in en cesur savascisi Archilles`in arasindaki ask hikayesini resmeder. Kleist`in Homburg`lu Prens Friedrich (1810) draminin kahramani askeri emirlere uymayi reddederek idama mahkum edilen bir prensin hikayesidir. Kleist, intikam pesindeki ückagitci bir at tüccarinin hikayesi Michael Kolhaas (1808), ve nasil oldugunu bilmeden hamile kalan bir asil kadini anlatan O… Markizi (1808) gibi oldukca kisa romanlar da yazmistir. Buchner`in dramasi Danton`un ölümü (1835) Fransiz Devrimi`ni resmeder. Woyzeck (1835-1837) romani ise üstlerince asagilanan ve bu nedenle deliren bir ordu komutanini anlatir.
Yükselen Alman milliyetciliginin aksine Goethe yasaminin son yillarinda Asya edebiyatina dönmüstür. Çin romanlarini takdir etmis ve eski Pers sairi Hafız`in siirlerini taklit eden siirler derlemesi Güneydogu Divani`ni (1819) yazmistir.
(1821, 1829`da gözden gecirildi).

1830`dan 1880`e Alman Edebiyati


- Genç Almanya

Genç Almanya hareketi, 1830`larda etkin hale gelen ve edebiyati politik düsünceleri ifade etmede kullanan radikal Almanlarca olusturulmustu. Bu yazarlar, dönemin muhafazakar prensi Klemens von Matternich`in politikalarini siddetle elestiriyorlardi. Bircok Genc Alman, basarisiz 1830 ve 1848 devrimlerinde rol almisti. 1848`de kurulan ve Almanya`yi birlesik ve liberal bir demokrasi yapmak isteyen secilmis konsey Frankfurt Birligi`ni desteklemislerdi. Bu birlik sonradan dagitilmistir.
Bu dönemin en taninan sairi Heinrich Heine`dir. Alman kültürünü o kadar asagilik göüyordu ki yasaminin cogunu Paris`te gecirmisti. Heine, Almanya`yi Almanya: Bir Kis Masali (1844) gibi genisce okunan ve tercüme edilen calismalarinda siddetle elestirmistir. Heine ayni zamanda mükemmel bir lirik sairdi.

- Gercekcilik

Gercekcilik (Realizm), günlük yasami inanilir kisiler ve her zamanki olaylar araciligiyla oldugu gibi resmetmeyi amaclar. Alman edebiyatinda gercekcilik, cogunlukla Siirsel Gercekcilik bicimini almis ve günlük yasamin sanatsal görünümünü yaratmayi amaclamistir.
Avrupa`nin diger yerlerinde gercekcilik özellikle kent toplumlarinin gerilim ve celiskilerini yakalamayi hedeflemisti. Alman Gercekciligi ise genis ölcüde kirsal ve bölgesel kalmistir. Gercekciler, Adalbert Stifter`in bilim adami olmayi hedefleyen bir gencin hikayesi olan Hint Yazi (1857) gibi romanlarla Bildungsroman`a devam etmislerdi. Bir diger gercekci Bildungsroman Gottfried Keller`in Isvicreli bir ressamin mücadelesi ve gelisimini anlatan Yeşil Henry`dir (1854-1855). Bu dönemin tipik güclü bölgeciligine atifla, Stifler ve Keller`in romanlari sirasiyla Avusturya ve Isvicre köylerinde gecer.


1890`dan 1945`e kadar Alman Edebiyatı


- Naturalizm

1890`dan sonra gercekcilik, sosyal adaletsizlik, suc, varos kosullari ve kalitimin insane gelisimindeki rolünü konu alan edebi hareket olan Naturalizm`e yol vermistir. Gerhart Hauptman`in Dokumacılar (1893) romani belki de bu dönemdeki Naturalist dramin en iyi yapitidir.

- Empresyonizm, Neoromantizm, Sembolizm

Empresyonizm (İzlenimcilik), Neoromantizm (Yeni romantizm), ve Sembolizm gibi resimde daha cok bilinen kavramlar ayni zamanda yazin bicimlerini tanimlamada da kullanilmistir. Empresyonistler, nesnelerin ve olaylarin izleyici üzerinde yarattigi etkilenimlere baski yaparak bir tavir ve beyin hali yaratmaya calismislardi. Neoromantikler, insani duygulari ve tutkularini takdir eden Romantik hareketi yeniden canlandirmislardi. Sembolistler ise siirsel semboller, fantaziler ve psikanalizden büyülenmislerdi. Dogrunun mantiksal düsünüsle resmedilemeyecegini, ancak sembollerle önerilebilecegini öne sürmüslerdir. Bu dönemin terimleri bulaniktir ve yazarlari ise elestirmenlerce yalnizca bir kategoriye konamamaktadir.

Huge von Hoffmansthal ve Rainer Maria Rilke`nin siirleri o atmosferi cagristirdigi icin empresyonisttir. Hoffmansthal ayni zamanda bir neoromantik olarak kabul edilir cünkü naturalizme karsi cikmistir. Hoffmansthal büyük ölcüde Alman besteci Richard Strauss in yazdigi opera - özellikle Der Rosenkavalier (1911) – librettolari (söz) ile taninir.

Thomas Mann`in romanlari genis ölcekli bicimler ve temalari sunar. Ilk sosyal romanlarindan Buddenbrooks (1901), tüccar bir ailenin yasamini anlatmasiyla tamamen gercekcidir. Mann`in Bildingsromani Sihirli Dag (1924) daha felsefidir ve hem empresyonist hem de sembolist olarak tanimlanabilir. Kitapta, tüberküloz sanatoryumundaki hastalari 1900`lerin baslarindaki Avrupa toplumunun catisan tavir ve politik inanclarini sembolize eder.

Arthur Schnitzler`in Viyana`da yazdigi empresyonist dram ve hikayeler, kisa romani Rüya Hikayesi`nde (1926) cinsel kiskancligi anlattigi gibi, insani hislerinin psikolojisini kesfe cikar. Schnitzler`in calismalari, Freud psikanalizinin derinliklerini edebiyata ithal etme denemelerini temsil eder.

- Ekspresyonizm

Ekspresyonizm tüm sanat dallarindaki ana bir hareketti. Ekspresyonistler yasami gercegin kendi kisisel yorumlamalarinca degistirilmis olarak resmetmeye calismislardi. Ekspresyonizm, Birinci Dünya Savasi`na (1914-1918) ve geleneksel sosyal ve politik yapilarin cözülmesi sonucu ortaya cikan kaosa tepki olarak sahneye cikmisti. Expresyonist eserlerin cogu kabus gibi bir nitelige sahipti. Herseyin ötesinde Ekspresyonizm, tüm geneleksel sanat standartlarinin reddedildigi radikal bir deneysellik hareketiydi.
Belki de en büyük ekspresyonist yazar Franz Kafka`ydi. Onun hayalsi stili, garip görüntüler, kilik degistirmis referanslar ve psikolojik iskence ile yaniltici basitlikteki betimlemeleri harmanlar. Sonuc ise edebiyat tarihindeki essiz bir stil olmustu. Kafka`nin Durusma (1925) romaninda bir adam, gizemli bir mahkeme tarafindan tutuklanir, suclanir ve idam edilir.

Ekspresyonist dramlarin en iyi örneklerinden bazilari da Bertolt Brecht`in özellikle 1940`larda yazdigi piyesleridir. Bunlarin icinde Otuz Yil Savaslari`nin tarihi kaydi niteligindeki Cesaret Ana ve Cocuklari (1941) ve Italyan astronom Galileo ile onun bilimsel teorilerini dini temelde suclayan Roma Katolik kilisesi arasindaki savasimi anlatan Galileo`nun Yasami (1943) de vardir. Brecht`in yanisira Georg Kaiser ve Ernst Toller de önde gelen ekspresyonistlerdendir. Bu dönemin sairlerinden Georg Trakl ve Gottfried Benn de ¸ne sahiptir.

- Nazi Döneminde Edebiyat

Adolf Hitler`in Nazi Partisi Almanya`daki iktidari 1933`te ele gecirdi. Naziler hic zaman gecirmeden ahlaksiz ve siyaseten güvenilmez bulduklari ekspresyonistleri yargilamaya giristiler. Yaptiklari ilk islerden biri ekspresyonist kitaplari Berlin`de bir kütüphanenin avlusunda halkin gözleri önünde yakmak oldu.
Hitler`in Üçüncü Reich`i (1933-1945) bitmek tükenmek bilmeyen propagandanin yaninda cok az degerli edebi eser üretebilmistir. Bertolt Brecht ve Thomas Mann gibi önemli yazarlar ABD`ye göc ettiler ve Almanca yazmaya orada devam ettiler. Digerleri ise yakalandilar ve toplama kamplarinda katledildiler.


Savas Sonrasi Alman Edebiyati (1945-1990)

İkinci Dünya Savaşı`ndan sonra (1939-1945), Alman edebiyati ana olarak savasla yerle bir edilen Almanya`nin psikolojik travmalarla dolu yasami ile ilgilendi. Savastan sorna Almanya, SSCB tarafindan kontrol edilen Doğu Almanya ve Bati ve özellikle Amerika güdümündeki Batı Almanya olmak üzere iki devlete bölünmüstü. Dönemin en önde gelen Alman yazarlari Heinrich Böll ve Günter Grass`ti. Böll`un romanlari Bayanla Grup Resmi (1971) ve Katharina Blum`un Kayip Onuru1974) toplumdaki itibarlarin kaybetmis kadinlari anlatir. Grass ise edebi bicimlerdeki korkusuz yorumlariyla öne cikmisti. Teneke Tekerlek (1959), Kedi ve Fare (1961) ve Köpek Yillari (1963)`ndan olusan Danzig üclemesi, simdiki adi Gdansk olan Alman-Leh sehrindeki savas sonrasi zenginlik ve Nazi iktidarinin bir taslamasidir. (
Savas sonrasi edebiyat, Almanya`nin Nazi tarihiyle yüzlesmek icin caba sarfetmisti. Faust efsanesinin Thomas Mann versiyonu Doktor Faustus`ta (1947) bir bestecinin, ask ve ahlaki sorumlulugu sanatsal yaraticilik ugruna reddedisini anlatir. Hikayeleri, Alman edebiyatinin tüm gecmisinin Nazilerin ortaya cikmasinda sorumlu oldugunu anlatmaya calisir. Carl Zuckmayer`in Şeytan`ın Generali (1946) drami Nazi rejiminde suclanan Alman ordu kahramani Ernst Udet`in yasami üzerineydi. Rolf Hochhuth`un piyesi Vekil (1963) Papa 12. Pius`u Nazilerin Yahudileri katletmesine göz yummakla suclar.
Savas sonrasi drama yazarlarinin en önemlileri Almanlar degil, Isvicreli Friedrich Durrenmatt ve Max Frisch ile Avusturyali Thomas Bernhard ve Peter Handke`dir. Isvicreli yazarlar, Brecht tarzindaki sosyal elestiriyi devam ettirdiler. Iki Avusturyali ise daha cok psikolojik dramlar yazmisti.
Dogu Alman edebiyati, Bati`dakinden farkliydi. Dogu yazarlari genelde sosyalist bakis acisina sahiptiler ve Bati`nin degerlerini elestiriyorlardi. Christina Wolf`un romani Cassandra (1983) savastan bitap olmus sehri Doğu Almanya`ya benzeterek Troya`nin düsüsünü yeniden anlatir. 1959`da Doğu Almanya`dan Bati Almanya`ya gecen Uwe Johnson, politik olarak bölünmüs Almanya`nin yorgunluklarina isaret ediyordu. Johnson`un romani Jakop Hakkindaki Dedikodular (1959) Sovyet ajanlariyla isbirligi yapmayi reddeden bir adamin öldürülmesini konu eder.


Günümüz Alman Edebiyati

1989`da, toplum baskisi nedeniyle Dogu Alman hükümeti cöktü. 1990`da Dogu ve Bati Almanya tekrar birlesti. Birlesmeden sonra Wolfgang Hilbig, Erich Loest, Monika Maron ve Christa Wolf gibi eski Dogu Alman yazarlari otobiyografiler, romanlar ve denemelerle gecmisleriyle hesaplasma icine girdiler. Maron`un Küllerin Uçuşması (1981) romaninda bir güc santralinin cevreyi kirlettigini kesfettikten sonra bir gazetecinin yüz yüze kaldigi ahlaki acmaz konu edilir. Romanya`nin Almanca konusan azinligindan Herta Müller Komünist rejimdeki yasami romanlari Yesil Eriklerin Ülkesi (1994) ve Randevu`da (1997) anlatir. Christoph Hein`in romanlari Tango Danscisi (1989) ve Willenbrock (2000) kendilerini bir kabusun icinde bulan normal insanlari kaleme alir.

Immanuel Kant

[Only registered and activated users can see links]

Immanuel Kant, 22 Nisan 1724 Königsberg – 12 Şubat 1804 Königsberg arasında yaşamış olan ünlü Alman filozofu.
Kant, eleştirel felsefenin babası olarak kabul edilir. Doğu Prusya'nın Königsberg (Kaliningrad) kasabasında doğdu. Hep burada yaşadı. Üniversite eğitimi sırasında birkaç yıl öğrencilere özel dersler verdi. Eğitimi sırasında Leibniz ve Woolf'dan etkilendi. 1755 tarihinde doçent derecesi aldıktan sonra üniversitede çeşitli sosyal bilimler alanlarında dersler vermeye başladı. Kant başlangıçta fizik ve astronomi alanında yazılar yazdı. 1755 yılında "Evrensel Doğal Tarih ve Cennetlerin Teorisi" adlı eserini yazdı. 1770 yılında Königsberg'de mantık ve metafizik kürsüsüne atandı. 1770'den sonra Hume ve Rousseau etkisiyle eleştirel felsefesini geliştirdi.


"Aydınlanma insanın kendine dayattıgi toyluktan çıkabilirdır."


Başlıca Eserleri
Kritik der reinen Vernunft (Saf Aklın Eleştirisi), 1781
Prolegomena zu einer jeden künftigen Metaphysik (Prolegomena: Gelecekte Bilim Olarak Ortaya Çıkabilecek Her Metafiziğe), 1783
Grundlegung zur Metaphysik der Sitten (Ahlâk Metafiziğinin Temellendirilmesi), 1785
Kritik der praktischen Vernunft (Pratik Aklın Eleştirisi), 1788
Kritik der Urteilkraft (Yargı Gücünün Eleştirisi), 1790
Religion innerhalb der Grenzen der bloßen Vernunft (Salt Aklın Sınırları İçinde Din), 1793
Metaphysik der Sitten (Ahlâk Metafiziği), 1797Türkçede Kant
Seçilmiş Yazılar / Remzi Kitabevi, Çev: Nejat Bozkurt, 1984
Arı Usun Eleştirisi / İdea Yayınları, Çev: Aziz Yardımlı, 1993
Prolegomena: Gelecekte Bilim Olarak Ortaya Çıkabilecek Her Metafiziğe / Felsefe Kurumu Yayınları, 1996
Pratik Usun Eleştirisi / Say Yayınları, Çev: İsmet Zeki Eyuboğlu, 1999
Fragmanlar / Altıkırkbeş Yayınları, Çev: Oruç Aruoba, 2000
Evrensel Doğa Tarihi ve Gökler Kuramı / Sarmal Yayınları, Çev: Seçkin Selvi, 2002
Ethica: Etik Üzerine Dersler / Pencere Yayınları, Çev: Oğuz Özügül, Yasemin Özcan, 2003
Friedrich Schiller

[Only registered and activated users can see links]

Johann Christoph Friedrich Schiller (10 Kasım 1759 - 9 Mayıs 1805) Almanya'da 19. yüzyılın ilk yarısında ortaya çıkan Romantik felsefe akımının önemli düşünürü, şair, (oyun)yazarı ve tarihçi.

Goethe'nin yanı sıra Alman klasik çağının en önde gelen isimlerindendir. Schiller'in oyunları alman tiyatrosunun standart repertuarında yer almaktadır ve balatları en sevilen alman şiirlerinin arasında yer alır.

Özellikle sanat ve eğitim konusundaki görüşleriyle haklı bir ün kazanmış olan Schiller, 1795 yılında yayınlanan İnsanın Estetik Eğitimi Üzerine Mektuplar adlı eseriyle Batı kültürünün bütün bir tarihini ortaya koyma yolunda bir denemeye kalkışmıştır. O, işte bu deneme çerçevesi içinde, modern insandaki bölünmüşlüğü ve yabancılaşmayı teşhis eden ilk düşünürlerinden biri olma onurunu taşır. Schiller, modern insandaki bölünmüşlük ve yabancılaşmanın ilacının, sanat olduğunu düşünmüştür. O, insanda iki temel dürtünün bulunduğunu söyler. Bunlardan birincisi, her zaman değişme için bastıran duyumsal dürtü, diğeri de birlik ve süreklilik arayan formel dürtü. Bu ikisi arasında kurulmak istenen uyum, Schiller'e göre, üçüncü bir dürtü aracılığıyla sağlanabilir. Bu da, oyun dürtüsüdür. Söz konusu oyun dürtüsü, filozofa göre, sanatta ortaya çıkar. Ona göre, duyumsal dürtüyle formel dürtü, yalnızca sanat oyununda bir araya gelir ve insan güzeli temaşa ederken, ruh bir yandan ahlak yasası diğer yandan da fiziki zorunluluk arasında mutlu bir ortam meydana getirebilir.